Fil Yorgunluğu

iş bu sözleşme ile potansiyelinizin kısıtlı olmasına bakmaksızın yazma,çizme hususundaki ısrarlarınızı görüp, bunu nüktedanlığın sınırlarına vurarak hem acıma hem saygıyla karşılayıp-yedim ama beğenmedim- akabinde gösterrmiş olduğunuz çabalardan ötürü ve/veya ornitorenklerin evcilleştirilmesi hususundaki çabalarınıza istinaden, yetkin bir mühendis olma yolundaki çablarınızı hoşgörüyor ama yazmanın çizmenin size bir arpa boyu kadar yarar sağlamayacağı TC 1545 sayılı kanun hükmünde kararnamesiyle belirlenmiş olup, gereğinin yine şahsın kendi tarafından yapılması uygun görülmüştür.

İmza
Devletlü Padişahım Çok Yaşa Kayı Boyu

Paraf
Bat dünya bat. Şarkısı kaldı yarıda, aklı kaldı karıda. Sebep olanın ocağı batsın.

Fabrika Günlükleri

26 Aralık 2009 Cumartesi

19.12.2009/Cumartesi

First day of diaries,

Fabrika=Koşturma(bıkkınlık)=Maddi çaresizlik{Boğulmak}
Annemi aradım. Hep iyiyim diyor, inanmamı bekliyor. İnanmak istiyorum ama sürekli 2-0 geriden gittiğim hayat bunu imkansız kılıyor. Gitmek-kalmak, sorular(cevaplanamayan). Yaş 26, günlük tutmaya başladım...


26.12.2009/Cumartesi

Günlükten ziyade haftalık,

Analadım ki günlük tutmaya yetecek enerjim yokmuş. Daha da vahimi buna enerjimin olması durumunda dahi aklımdakileri düzenli olarak kağıda dökme fikrini hatırlatacak birileri olmalı çevremde. Dürtmeden iş yapmam ben!
Bolca boş vaktim olmadığı için hafta sonlarını es geçmemeye çalışıyorum. Girizgah; thats all!

Hayatımı benzetmelerle ve kıyaslamalarla geçirmekten çok yoruldum. Kimine göre fazla çalışıp, az kazanmak. Daha çok isteyip, hep daha azına sahip olmak ve türevleri. Ciddi bir problem teşkil ediyor tüm bu hastalıklı düşünceler. Hiçbir şey yetmiyor. Elimi cebime atınca hep bi para destesi bulacağımı umuyorum. Şansıma denk gelen açgözlülük ve maymun iştahım. Kabardıkça kabarıyor namussuz!
İş, güç yoksa kafamı kurcalayan, otobüste veya hareket halinde isem eğer ki uyumuyorsam şayet mutlaka hayatın beni ne kadar yorduğu kurcalar kuş kadar beynimi. Birincil yorma etkeni de özgüven eksikliğidir, nuran utangaçlık diyor, ben ise kapsamı genişletiyorum. Özgüven problemi benimkisi sanırım. Sanmıyorum kesinlikle bu!
Sürekli hata yapmaktan korkar şekilde yaşamaktan cidden yoruldm. Yaptığım işe veya eylemlere, düşündüklerime, söylediklerime, insanlarla olan ilişkilerime güvenemiyorum. Geçmişte neler yaptığımı hatırlayamıyorum kolay kolay. Bu da işimi çok zorlaştırıyor. Daimi bir olağanüstü hal durumu hasıl üzerime. Stres, kalp çarpıntısı atakları, saçlarım dökülüyor...
Saçlarım dökülüyor... Çalışma masam, abimin mezarı misali açık kahve yapraklarla örtülü. Deniz mi süt liman, yapraklar mı hışırtısız? Cevabı bilen de yok!
İmrendiğim insanların çehresine bürünmek istiyorum bazen. Korkuyorum sonra, dünyaya geliş amacımın dışına çıkar mıyım? Zaruri bir durum söz konusu mudur? Çekinik, korkak, insanları incitmemek için debelenen bir insan, ya tamamen değişip, istedikleri uğruna geride bıraktıklarına aldırmadan yaşarsa? Bunun adı bencillik midir? Yoksa benim hayatım bu deyip geçmek zaruri mi?

En son annemi böyle ağlatmamış mıydım?



p.s. Özgüven tabletleri istiyorum, 500mg'lık. Sodyum Valporatı kilo cinsinden tüketen bir insana çok koymaz herhalde.

Read more...

Mean Everything to Nothing

30 Kasım 2009 Pazartesi



Bir bayram sabahını fabrikada heder etmenin keyfiye hepicinizi selamlıyorum yurttaşlar! (kitlelerin beni takip etmesini, hayal kurmayı arzuluyorum)

Hali hazırda bir tanecik stüdyo albümleri olan Manchester Orchestra çıkardığı yeni EP'sinin ardından, yeni albümünü de hazır etmiş. Ayrıntılar bkz. www.themanchesterorchestra.com

İlk albümü düşündüğümüzde çok zartlar bir o kadar da zurtlar diyemicem, albümü dinlemedim. Lakin önümüzdeki dakikalarda az çok bi'şiler karalarım.

İlk albümde adamların mençıstırlı olduklarını düşünüp indie, brit-pop mu yapıyorlar lan acaba diye önyargılarımla savaşırkene-ki önyargıların hayatımdaki yeri bi ayrıdır- albümün bi solukta bittiğini sonradan farkettim. Aç parantez; adamları ilk kez Conan O'brain Show keşfetmiştim. Wolves at night'ı canlı çalmışlardı. Lakin o zamanlar farketmiştim heriflerde bi acaiplik olduğunu ki mükemmel ingilizcem: ) aksanlarının ingiltereye ait olmadıkları yönünde atar yapıyodu bana. Amerikanyalılarmış sonradan şeettim Arçibıl!
Albümü indirdip hazmetme sürecinde, Where have you been?- Tanrıya ciddi bir başkaldırı vardır- ve akabinde I can barely breathe-ümmüğü sıkılası sevgililere hitap edilmiştir sanırım- olmak üzere 2 şarkı ciddi yerler bırakmıştır bünyede. Wolves at night'ı da katalım listeye, bi grubu iyi diye nitelendirmek için daha fazla şarkıya ve/veya dataya ihtiyaç var, i know. Amma velakin where have you been?'in yüzü suyu hürmetine grup saygıyı, sevgiyi, bir avuç dolusu kelebek, 2 cep dolusu tırtılı vs hak ediyor.

Bu da benden size Barryam hediyesi; YEPİSYENİ EP


son dakika notu: Grubu önceden takip edenler için; vokal ya değişmiş ya da gerilemiştir veyahut EP kayıtlarının kötülüğü dolayısıyla dinlediğimden bi cacık anlamamakta, bunun bi getirisi olarak feci hayal kırıklığı yaşamaktayım.

SDN 2: yeni albüm; Mean Everything to Nothing

Read more...

  © Blogger template Brownium by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP