Fil Yorgunluğu

iş bu sözleşme ile potansiyelinizin kısıtlı olmasına bakmaksızın yazma,çizme hususundaki ısrarlarınızı görüp, bunu nüktedanlığın sınırlarına vurarak hem acıma hem saygıyla karşılayıp-yedim ama beğenmedim- akabinde gösterrmiş olduğunuz çabalardan ötürü ve/veya ornitorenklerin evcilleştirilmesi hususundaki çabalarınıza istinaden, yetkin bir mühendis olma yolundaki çablarınızı hoşgörüyor ama yazmanın çizmenin size bir arpa boyu kadar yarar sağlamayacağı TC 1545 sayılı kanun hükmünde kararnamesiyle belirlenmiş olup, gereğinin yine şahsın kendi tarafından yapılması uygun görülmüştür.

İmza
Devletlü Padişahım Çok Yaşa Kayı Boyu

Paraf
Bat dünya bat. Şarkısı kaldı yarıda, aklı kaldı karıda. Sebep olanın ocağı batsın.
ahkamkeserim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahkamkeserim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türk Filmi Tandansı

9 Temmuz 2009 Perşembe



Çok içli bi adam oldum la ben bu aralar. Kızıyorum kendime yapma etme oğlum, azcık kalıbının adamı ol diye. Olmuyor! içleniyorum, minör dokunuşlar tarumar ediyor vücud-u beşeri.

ilyas:asyam.. al yazmalım..
asya(iç ses): samet baba demişti.. onu babalığa seçmişti.. sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu. sevgi emekti.. (cemşit’e doğru yürümeye başlar)
ilyas:asya!!!

asya, samet ve cemşit’le giderken bir durur, döner. ilyas’a bakar;


asya(iç ses): durursam bir daha kurtulamam..
ilyas(iç ses): ziyanı yok, gülüşü yeter bize..
asya(iç ses): yüreğim kaydıysa günah mı?
ilyas(iç ses): çamura saplansam yardıma gelir misin?
asya(iç ses): elini tuttum.. sıcacıktı.. yüreği elimdeymiş gibi..
ilyas(iç ses): elinden tutuversem benimle gelir mi?
asya(iç ses): seninim işte.. alıp götürsene beni..

not: kopi peyst olabilir, ruhu yeter lan!!!




Ne ağlıcam lan! gözüme sovan kaçtı!!!


http://rs441.rapidshare.com/files/253771755/09-detektivbyran-partyland.mp3

Read more...

31312564kere sıkroblandın adam!

2 Temmuz 2009 Perşembe


bilmem kaçı gösteren temmuz ayın bilmem kaçıncı günü olan cumadan evvel çarşambadan tembel perşembe gecesi; adamı lastın sıkrobundan soyutluyorum. 6546574654 kere olabilir-sayıların birbirini tutması güel bir kafa ile isimlendirebiliriz. Bülent abiye olan saygım mütedadiyen ivmelenmekte.

şarkılarım senindir
boz burun
memurun şarkısı
sensiz olmaz
pencere önü çiçeği
çığlık çığlığa
küçük şeyler
aşk var
basit
eylül akşamı
yoruldum la!
benimle oynar mısın?
değirmenler
anlamsız
bu iş zor yonca
mavi kuş
olmalı mı olmamalı mı?
kediler
yağmur
çoktular ama hiç yoktular
oyuna devam
şarkılarım senindir
şarkılarım senindir
şarkılarım senindir
şarkılarım senindir
şarkılarım senindir
şarkılarım senindir
şarkılarım senindir

Read more...

The thin line between horniness and dexterity

7 Haziran 2009 Pazar


Brave New World albümünün alamet-i farikalarındandı "the thin line between love and hate".



Thats not the point delikanlı!

Fazla durağan zamanlarda insanın düşünme kategorizasyonu başka yollara meylediyor. Günlük sıkıntıların arasından sıyrılıp "lan aslında böyle böyle bir şey de varmış" sorularına gömülmüş buluyor insan kendini-hastasıyım devrik cümlelerin. Bağlıyorum; yine böyle durağan malak gibi yatılan bir gün kelimin olduğu yerin 5 santimetre üstünde bir ampul belirdi. Bi' bok bulduğumdan değil, yıllar önce cevaplayamadığım bir soru tekrar aklıma geldi.

Parayla seks ve bir gecelik ilişki arasında fark var mıdır?


Bir fahişeyle beraber olmanın verdiği o aşşağılık! his ile bardan hatun kaldırıldığında egonun ibresinin 220ye vurması arasında ne gibi bir fark var? Var mı? Yoksa göz yanılgısı mı? Stick'in ucundaki ipi mi görcez yoksa hassiktir hatun büyücü mü lan dicez? Nedir?

Yok anacım yok, detayları kenara sıyırırsak içi boş, tam takır kuru bakır. Empati de bir yere kadar yavrucum, erkek gözüyle bakmak lazım ki öyle de yapıyorum.
Fahişeyle beraber olan bir erkeğin hissettikleri; kirlenme(mental olan), pişmanlık, özgüven kaybı ve parayı kadına verirken suratına hakim olan "ben ne kadar pislik bi' adam olsam da, fahişelik yaptığın için benden daha kirlisin orospu!" bakışı, bkz. İstabulda travestilerle yatıp kalkan adamların, ertesi gün mahalleyi galeyana getirip travestileri linç etme girişimleri. Biraz yüzeysel oldu ama aşağı yukarı bu paraleldedir herhalde. 3 aşağı 5 yukarı farketmez.
Fahişe? Durum burada biraz farklılaşıyor. ne kadar çaba göstersen de bir fahişenin neler hissederek yaşadığını bilemezsin. Pişmanlık, daimi bir suçluluk duygusu, kendini sürekli eksik hissetmek... Üzerine bir çok şey katılabilir, sayfalarca belkide. Genelevlerin önünde müşteri avına çıkmış kadınların ezan okunduğunda baş örtülerini düzeltip, salavat getirmeleri. Hiç tanık oldunuz mu bilmiyorum ama fazlasıyla acınası bir durum. Kadınların pişmanlıkları o kadar fazla ki belki normal, düzenli bir hayat yaşasalar okunan ezan umurlarında olmayacak. Ama hissettikleri kirliliğin kaçışını Tanrı'ya sığınmada buluyorlar.

Yine dağıldı anlatmak istediklerim ya neyse. Bir gecelik ki van nayt sitend müessesesi deniyor. Kuralllar basit, ne bilim ofsayt diye bir kural yok. Top kimin ayağında, rakip nerden koşmuş vs. kimsenin umrunda değil. Yapılması gerekenler çok kolay. Erkek talep eder, kız bu talebi işve, naz ve bilimum alicengiz oyunlarıyla ya kabul eder ya başka bir talep için rotasını değiştir. Olası kabul durumunda-ki aradaki seks kısmını atlıyorum keza yukarıda bahsetmedim gerçi kısaca geçelim; bir fahişe ile yapılan seksten tek farkı fahişenin tatmin olup olmamasının bir öneminin olmayışıdır. Gerçi karşı tarafı( :) komik oldu lan!) henüz tanımışsan, sevmiyorsan veya geleceğe dair planlarının dahilinde bulunmuyorsa , tatmin için uğraşmazsın, bencilliktir aslolan, bas geç( mecaz var burda artislik yapmayın!") sabah senden önce uyanıp evi terketmişse ego tavan yapmış, başarılı bir gece geçirilmiş demektir. Geçirdiği gece sonunda "hayatımın aşkını! buldum" yanılgısına düşenler de yok değildir ama bu konu mevz-u bahis dışı( bi' garip oldu cümle ya neyse).

Asıl kafamı kurcalayan sorularla burada karşılaşıyorum ve cevabı hala yok?

Bir fahişe ile tek gecelik bir ilişki yaşamış kadın arasında ne fark vardır?

Kerhaneye giden bir adam, bardan hatun kaldırmış( avrat yazıcaktım ya neyse) bir heriften daha acınacak bir halde midir?

Ekmek parası için bu işi yapan insan, sevmeden sevişenden(düzüşen desek daha iyi olur sanırım) daha mı alçaktır?

Ruhunu değil sadece bedenini satan kadın, aslında daha mı dikkate değerdir?

Not: Örnekler kadın üzerinden verilmesinin nedeni para için vücudunu satan dominant cinsiyetle alakalıdır. Hemen işkilenmeyin artistik hareketlere lüzum yok! Profilo ev aletleri var.

Selametle, sağdan gidiniz cüzdan bulunuz...

Read more...

Üzüm gözlüm Gilbert, Arnie nerde ayıptır sorması?

1 Nisan 2009 Çarşamba


What's eating gilbert grape?(1993)

Önceden yazdım diye hatırlıyorum ama bugün tekrar izledim ve yine hayran oldum film ekibine(makyözünden tut prodüktörüne )

neyse! sittir edip açıp dallıyoruz budağa, çapağa salıyoruz kendimizi. Filmin yönetmeni Lasse Hallström, bunun haricinde herhangi bir filmi yok izlediğim. bu da benim cehaletim, olsun varsın. Vurucu noktaların ilkiyle burda muhattap oluyoruz keza adam iyi bir yönetmen olmasa elindeki genç kadrodan bu kadar şahane bir yapı kuramazdı. Oyuncu kadrosu tanıdık ama henüz toylar. Bu da daha cazip yapıyor olayı.

film sessiz sakin tekdüze bir emerikın kasabasında, zeka geriliği bulunan kardeşi Arnie'ye bakmakla sorumlu Gilbert'ın hikayesi etrafında gelişiyor. Kasabaya gelen güzel karavancı ablanında olaya dahil olmasıyla beraber 1 haftalık bir heyecan silsilesine giriyor Gilbert efendi. Bu çocuğun kimi kimsesi yok mu peki? zavallı Arniecağızın babası intihar etmiş, annesi ise 250 kiloluk bir obez, yani zaten hayatı zor olan insanların, Arnie ile beraber iyice sabır testlerine gark olması. Sabır taşı olsa çatlar yarebbim demesi çerçevesinde gelişiyor.

VE evet asıl nakavta sebebiyet veren bölüm burası legen "veyteminıt" derii, Gilbert rolünde Johnny Depp( tam anlamıyla Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanının sonuna yerleştirdiği Tutunamayanlar Ansiklopedisinde yer edecek bir karakterin fazlasıyla üstünden geliyor)

Juliett Lewis(karavan abla, 1 haftalık kaçamağını uzun vadeli düzeyli bir ilişki ile süslemeye çalışan çok ama çok ama çok güzel bir kadın, ama güzelliği şirin mizacının yanında tuzla buz oluyor vs...)

ve efenim, benim bu filmi izleyene kadar kendisinden nefret ettiğim, adını duymaktan hoşlanmadığım nev-i şahsına münasır insan Leonardo DiCaprio(Arnie; henüz 18ine yeni girmeye çalışan ama zeka yaşı 4 ü geçemeyen bir çocuk ki bu düzeyde bir oyunculuk performansı göstermesi afedersiniz beni bir göt etti,anlatamam!, hassiktir diyorsunuz, filmde sürekli arnie'ye odaklanıyorsunuz- belki filmin bütünlüğü açısından zararlı ama adamı izlemek zevk veriyor insana)

oyunculuk açısından kesin bir tatmin söz konusu, üzerinde tartışma göstermeyecek kadar kesin bir seviyeye sahip.
O yıl birkaç dalda oscar, golden globe ve türevlerine aday gösterilmiş film ve kadrosu. Şaşırtıcıdır ki O yıl yardımcı erkek rolüne aday gösterilen leonardo abimiz, The Fugitive(kaçak sanırım) de tommy lee jones'a kaybetmiş(bir başka o daha genç, sonra veririz bi ara oskarı davası. bkz edward norton american history x)

neyse çok dağılmadan toparlamak lazım. Senaryo sahibi abiyi de araştırdım, elle tutulur gözle görülür başka bi cacığı yok. Peter Hedges, kendisini isteyenler takip edebilir. Filmin imdb notu 7.7, çok tatmınkar değil bence. Gerçi çok yüzeysel bir ölçüdür, arap atı kıvamına sokmamak lazım değil mi?

Son not: Eğer bu tavsiyemi dinleyipte izlerseniz, son sahne için dualarınızı bekliyorum.

-Say thank you, Gilbert!Thank you!

Read more...

"Neden ben bu kadar yorgun değilim?!" Fiyodor D.

25 Mart 2009 Çarşamba


Selim Işık, güzel insan, iyi insan ihsan.
Fiyodor yıllar önce yazmıştı yeraltı adamını, kendinden ve herkesten huzursuz adamın hikayesini, baktı aynaya ve yazdı takır tukur . Tanısaydı seni, baksaydı ince uzun parmaklarına, anlasaydı daimi huzursuzluğunu, görebilseydi "bu adam bir fil kadar yorgun yahu" diyebilseydi, hiçbir zaman yeraltı adamı olmayacaktı. Adım gibi eminim Selim Işık kadar yorgun bi bebek doğmamıştır şu s.kindirik dünyada.

Ulan adam! Bre güzel mühendis, sen ne absürd adammışsın yahu...

Read more...

  © Blogger template Brownium by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP