Fil Yorgunluğu

iş bu sözleşme ile potansiyelinizin kısıtlı olmasına bakmaksızın yazma,çizme hususundaki ısrarlarınızı görüp, bunu nüktedanlığın sınırlarına vurarak hem acıma hem saygıyla karşılayıp-yedim ama beğenmedim- akabinde gösterrmiş olduğunuz çabalardan ötürü ve/veya ornitorenklerin evcilleştirilmesi hususundaki çabalarınıza istinaden, yetkin bir mühendis olma yolundaki çablarınızı hoşgörüyor ama yazmanın çizmenin size bir arpa boyu kadar yarar sağlamayacağı TC 1545 sayılı kanun hükmünde kararnamesiyle belirlenmiş olup, gereğinin yine şahsın kendi tarafından yapılması uygun görülmüştür.

İmza
Devletlü Padişahım Çok Yaşa Kayı Boyu

Paraf
Bat dünya bat. Şarkısı kaldı yarıda, aklı kaldı karıda. Sebep olanın ocağı batsın.

Please Karma Please Release Me!

14 Ağustos 2012 Salı

İnsan kendi burnunun ucunu asla ve asla göremiyor beyler, bayanlar. Ayşe Hanım'a yazdığım mektuplarda da belirtmiştim bunu. Hem de defalarca. Gerçi Ayşe Hanım'ın pek de umurunda değildim ya orası da ayrı konu. Bir insanın hayali arkadaşı nasıl kendini yaratan kişiyi gözardı edebilir. Benim ezikliğimden sanırım. Neyse Ayşe Hanımcım da alıp başını gittiğine göre arkasından sallayabilirim. Terbiyesizlik bu ama yapabileceğim bir şey yok. Hiç bir zaman onur ve şeref en övündüğüm özelliğim olmadı. Velhasıl-ı kelam onu diyorum ben, nev-i şahsına münhasır iyi insan ihsan Ali Bey-bakın gördünüz mü? yine bir ikilem,gelgit kafalıyım ondan. Kendimi nereye konumlandırmam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum. Andavallık işte yapacak bir şey yok maalesef- neyse ben Ali Bey biraz bıkkınlıktan bozma, üzüntüyle karışık, hayal kırıklığıyla suda bekletilmiş, ocakta pembeleşinceye kadar kavrulmuş soğan kıvamındaki tespitlerimin başta soru işareti unsuru olmasına rağmen doğru çıkmasının haklı gururu ve üzüntüsünü yaşıyorum. 


Karma is "ne ekersen onu biçersin". Dolayısıyla yine ben iyi ihsan insan Ali Bey, geçmişin günahlarının kefaretini ödüyorum. Bu algıyla şu an için isteyebileceğim,dua edeceğim tek şey, bu kefaretin yeterli olması keza fazlasıyla yoruldum.

Ağlayıp,dövünmeye gerek yok. Bünyeye yararı yok. İşte bu yüzden 953.nolu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3.bendinde belirtildiği üzere, varoluşun insan oğluna verdiği doğal hak dolayısıyla ben naçizane Ali Kulunuz, uzun zamandan beri oynadığı 4 perdelik güldürüde kendisine biçilmiş olan rolümden kendimi azad ediyorum. İzninizle sahneden çekiliyorum. At mı koşturuyorsunuz ayı mı oynatıyorsunuz orası sizin paşa gönlünüze kalmış.

Selametle

Read more...

Ebedi Üzüntü/Sonsuz Aşk/Fani Çocuk

14 Haziran 2012 Perşembe

Eskiler her şeyi bilir, her şeyi görür ama uyarmaz. Görmezlikten gelir fani yaşamları. Eskiler uyarmak ister, aç gözünü çocuk demek, kulağından çekip ensene bi' tokat patlatmak ama o uyarılar cennetten kovulmaya sebeptir.Bunu bilir ve susarlar. Konuşmaz, istese de yapamaz. Çünkü Tanrı çocuklarının üzüntüsüne dayanamayıp konuşan Eskilerin ağızlarını mühürlemiştir. Elbetteki Tanrı hata yapmaz ama neden Eskiler çocukların çektiğini görüp ebedi üzüntüye mahkumdur? Eski yazıtlarda yazmaz suçları, günahları nedir bilinmez? Neyin kefaretidir ki bu ebedi üzüntüye mahkumdurlar. Şirk koşmak? Yapmazlar, yapamazlar. Arafın ta kendisidir Eskiler. Çocuklarının halini görüp ölesiye üzüntüyle kavrulurken Tanrıya aşkla taparlar. Tanrı bunu bilir, muhtemelen hoşuna da gider ama çocuklarına kavuşmalarına izin vermez. Belki kıskanıyordur? Kimbilir...

Read more...

  © Blogger template Brownium by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP